SON DAKİKA

Yunanistan hiç kurtarılmadı

Bu haber 29 Ağustos 2018 - 10:38 'de eklendi ve 1.617 kez okundu. kez görüntülendi.

Yunanistan’da Syriza’nın ilk günlerinde gözler Çipras’tan çok onun üzerindeydi. Sıradışı tarzı ve çıkışları ile dikkat çeken dönemin Maliye Bakanı Yanis Varoufakis, görevinin başında uzun süre kalamasa da Yunanistan krizine söyledikleri kamuoyunda dikkatle takip edildi. Geçen hafta Yunanistan’da kurtarma programının son bulduğuna dair haberlerin ardından Varoufakis, İngiliz gazete The Guardian’a geçen dönemi değerlendiren bir yazı yazdı. İşte Varoufakis’in yazısı…

Geçtiğimiz hafta, dünya medyası 2010 yılında Avrupa Birliği ve Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından kurulan Yunan mali kurtarma programının başarılı bir şekilde tamamlandığını duyurdu. Manşetler, Yunanistan’ın kurtarılışını hatta kemer sıkma politikasının da sonunu kutladı.

Euro Bölgesi krizinin sıfır noktasından alınan faal raporlar, Avrupa’nın sekiz yıllık Yunan müdahalesini yüz karası olmakla beraber tedbirli Avrupa dayanışmasının bir paradigması olarak gösterdi; anlatıldığına göre işe yaramış bir kısıtlamalar ve güçlüklerle ihya etme (tough love) vakası.

Durumun daha dikkatli bir incelemesi farklı bir gerçekliği ortaya koyuyor. Yunanistan’ın 42 yıl daha sert kemer sıkma politikasına ve daha derin borç bağımlılığına girdiği haftada (2018-2060), kemer sıkmanın sona ermesi ve Yunanistan’ın yeniden kazanılan mali bağımsızlığı nasıl gerçek olarak sunulabilir? Bunun yerine, geçtiğimiz hafta, üniversitelerin iletişim ve ekonomi bölümlerinde, akıl almaz bir yalanın etrafında nasıl uluslararası olarak karar birliği kurulabileceğine bir örnek olarak gösterilmelidir.

Ama koşullarımızı tanımlayarak başlayalım. Bir kurtarma paketi nedir ve neden Yunanistan’ın versiyonu istisnai ve hiç bitmiyor? 2008’deki bankacılık çöküşü sonrasında neredeyse her hükümet bankaları kurtardı. Birleşik Krallık ve ABD’de hükümetler, bankaları yeniden canlandırmak için İngiltere Merkez Bankası ve ABD Merkez Bankası’na dağlar kadar para basması için yeşil ışık yakmışlardı. Ek olarak, Birleşik Krallık ve ABD hükümetleri, merkez bankaları bu borçların çoğunu finanse ederken, çöküşteki bankalara daha fazla yardım etmek için büyük miktarlar ödünç aldılar.

1998’de Avrupa kıtasında, AB’nin Avrupa Merkez Bankası’nın politik olarak desteklenmesi için bir devlet olmadan parasal bir birlik oluşturması ve onlara yardım edecek bir merkez bankası olmadan 19 hükümetin mali kargaşa zamanlarında bankalarını kurtarmaktan sorumlu olmasının sıradışı kararı çok daha kötü bir dram ortaya çıkardı. Bu anormal düzenleme neden? Çünkü Almanların koşulu olan Alman markını euroyla takas etme herhangi bir merkez bankasının veya hükümetin finansmanı için yasaktı – örneğin İtalya veya Yunanistan gibi.

Böylece, 2009’da Fransız ve Alman bankaları New York borsası ve şehrindekilerden daha da borcunu ödeyemez bir duruma geldiğinde, onları kurtaracak yasal otoriteye veya siyasi iradeye sahip bir merkez bankası yoktu. Bu nedenle, 2009 yılında Almanya Başbakanı Merkel bile, hükümetinin vergi mükelleflerinin 406 milyar euro parasını bir gecede Alman bankalarına enjekte etmesi gerektiği söylendiğinde paniklemişti.

Ne yazık ki, bu yeterli değildi. Birkaç ay sonra, Bayan Merkel’in yardımcıları ona, tıpkı Alman bankaları gibi aşırı borçlu olan Yunan devletinin borçlarını uzatmayı imkansız bulduğunu söyledi. Eğer Yunanistan iflasını ilan etmiş olsaydı; İtalya, İrlanda, İspanya ve Portekiz de aynısını yapardı ve böylelikle Berlin ve Paris bankaları 1 trilyon eurodan fazla bir miktarla kurtarılmış olurdu. Bu noktada, Yunan hükümetinin gerçeği söylemesine izin verilmemesine, yani iflasını itiraf etmemesine karar verildi.

Yalanı devam ettirmek için, iflas eden Atina’ya, Alman ve Fransız bankalarına derhal gönderilecek olan insanlık tarihinin en büyük kredisi “Yunanlarla dayanışma” adı altında verildi. Bu devasa kredi öfkeli Alman parlamenterlerini yatıştırmak için Yunan halkına acımasız bir kemer sıkma şartıyla verildi, bu onları daimi bir büyük buhrana soktu. Ortaya çıkan yıkımı daha iyi anlamak için İngiltere’de; RBS, Lloyds ve diğer bankaların İngiltere Merkez Bankası’nın yardımı olmadan ve yalnızca dış kredilerle birlikte kurtarılması durumunda ne olacağını hayal edin. Maaşlarının yüzde 40, emeklilik maaşlarının yüzde 45, asgari ücretin yüzde 30, NHS (Devlet Sağlık Hizmetleri) harcamalarının yüzde 32 oranında azaltılması şartıyla İngiltere, bugün Yunanistan’ın olduğu gibi, Avrupa’nın boş arazisi olurdu.

Ama bu kabus geçen hafta bitmedi mi? Kesinlikle değil. Teknik olarak, Yunan kurtarma paketlerinin iki bileşeni vardı. Bunlardan birincisi, AB ve IMF’nin, Yunan hükümetinin borçlarını geri ödeyecek gibi davrandığı bir mali kolaylık vermesini gerektirdi. Daha sonra emekli maaşları, maaşlar, halk sağlığı ve eğitimde gülünç yüksek vergi oranları ve acımasız kesintiler şeklinde sert bir kemer sıkma politikası vardı.

Geçen hafta, üçüncü kurtarma paketi sona erdi; tıpkı ikincisinin 2015’te ve birincisinin 2012’de sona ermesi gibi. Şimdi, son üçünden önemsiz iki şekilde ayrılan dördüncü bir paketimiz var. Yeni krediler yerine, 2023’te başlayacak olan 96.6 milyar euroluk ödemeler, önceden planlanmış büyük ödemelere ek olan faizle birlikte 2032 yılına ertelendi. Ve ikincisi, AB onu dördüncü bir kurtarma paketi olarak adlandırmak yerine “kurtarma programının sonu” olarak adlandırdı.

Tabii ki, saçma bir biçimde yüksek KDV ve küçük işletmelerin vergi oranları da, yeni emeklilik maaşı kesintileri ve 2019 için planlanan en yoksullar için yeni cezai gelir vergisi oranları gibi devam edecek. Yunanistan hükümeti aynı zamanda daimi bir kemer sıkma politikası gerektiren ve borç ödemelerini hesaba katmayan (milli gelirin 2021’de yüzde 3,5’i, 2022-2060’da yüzde 2,2’si) uzun vadeli bir bütçe fazlası hedefine taahhüt etti. IMF’nin herhangi bir Avrupa ülkesi tarafından ulaşılma olasılığının yüzde 6’dan daha az olasılık verdiği bir hedef.

Özetle, Fransız ve Alman bankalarını Avrupa’nın en fakir vatandaşlarının pahasına kurtardıktan ve Yunanistan’ı bir borçlu hapishanesine dönüştürdükten sonra, geçen hafta Yunanistan’ın alacaklıları zafer ilan etmeye karar verdiler. Yunanistan’ı bir komaya sokup bunu kalıcı hale getirdiler ve adını “sabitlik” koydular: halkımızı bir uçurumdan ittiler ve büyük buhranın sert kayasından sekmelerini “iyileşme” kanıtı olarak kutladılar. Tacitus’tan alıntı yapmak gerekirse, bir çöl yaratıp adını huzur koydular.

* Yanis Varoufakis, Yunanistan’da maliye bakanlığı görevinde bulunmuştur. Varoufakis, 2025 Avrupa’da Demokrasi Hareketi’nin kurucularından biridir. Varoufakis’in yazısı The Guardian’dan alınmıştır. Çev: Elif Doğu Kaynak: BusinessHd

**Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Batı Trakya Haber’in editöryel politikasını yansıtmayabilir. Ayrıca burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

PİYASALARDA SON DURUM

  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -

EN ÇOK KAZANANLAR

    EN ÇOK KAYBEDENLER

      EN ÇOK İŞLEM GÖRENLER

        BUGÜN 1000TL NE OLDU?

        • -

          BORSA

        • -

          DOLAR

        • -

          EURO

        • -

          ALTIN