SON DAKİKA



👍 Beğeni: 18699


👀 İzlenme: 389430


📢 Kanal: Barış Özcan


Her Pazar yayınlanan yeni videoları kaçırmamak için ABONE OL ► http://bit.ly/barisozcanyoutube

Geçenlerde çok güzel bir animasyon izledim. Güzel kelimesi tam olarak ifade etmiyor aslında. Farklı. Çünkü sadece bilgisayardaki basit karakterler kullanılmış. ASCII tablosundaki karakterler. Yeni Zelanda’lı Simon Jansen tek başına oturmuş bilgisayarının başına ve başlamış basmaya klavyesindeki dikey çizgilere, yatay çizgilere, eşittir işaretine, parantez, diyez gibi sembollere. Star Wars’un ilk yayınlanan filmi olan Episode 4’ün 19 dakikasını sadece bu karakterleri kullanarak yapmış.
Böyle basit şekillerin, sembollerin belli bir sırayla dizilmesi ve arka arkaya gösterilmesi nasıl da beynimizde bir hareket illüzyonu oluşturuyor değil mi? Bir anlamda kendimizi kandırıyoruz. O çizgilerin bize ne anlatmak istediğini düşünüyoruz ve cevabı da yine kendimiz veriyoruz. Aslında hareket etmeyen, sabit olarak duran bu şekillerden saniyede 12 taneden fazla görmeye başlarsak onların durduğuna inanamıyoruz.
Hareketsiz şekiller adeta canlanmış gibi oluyor. Zaten animasyonun kelime anlamı da bu. Canlandırma. İyi de canlılığın tek alameti hareketlilik mi? Az önce size gösterdiğim animasyonda hareketlilik olsa da eksik olan bir şeyler var. Duygu. Animatör bu eksikliği diyalogları yazarak kısmen kapatmış. Benzer bir teknik eski hikayeciler tarafından da kullanılır. Mesela Ağustos Böceği ve Karınca gibi fabl türündeki hikayelerde daha iyi bir canlandırma yapabilmek için hayvanlar dile gelip konuşur. Tıpkı insanlar gibi düşünür ve insanlar gibi davranır. Çünkü ancak bu şekilde bize bir duygu aktarımı gerçekleşir. Kendimizi onların yerine koyup empati kurarız ve verilmek istenen mesajı daha iyi anlarız.
Peki animasyonda duyguları aktarmanın yolu nedir? İki boyutlu çizgiler, hareketli olmanın dışında, nasıl daha canlıymış gibi olurlar? Bu soruların cevaplarını araştırmak için 1930’lu yıllarda Disney animasyon stüdyolarında geliştirilen bir çeşit test var. Ya da bir çeşit egzersiz diyelim. Animatörlerden cansız bir nesneyi bir karaktere dönüştürmesini bekliyorlar. Ve seçtikleri bu cansız nesne o günden bugüne kadar binlerce kez canlandırılmış. Hemen her animasyon okulunda ilk verilen egzersiz. Animasyon stüdyolarında işe giriş mülakatlarında portfolyoda ilk bakılan örneklerden biri olmuş. Muhtemelen dünyanın en çok animasyonu yapılan karakteri haline dönüşmüş. Bu cansız nesnenin ne olduğunu merak ettiniz mi? Hazır olun. Geliyor!

~
Videonun tam metni ve bağlamsal linklerle kaynaklar web sitemde: http://barisozcan.com/dunyanin-en-cok-animasyonu-yapilan-karakteri
~
STT ► http://bit.ly/stt-serisi
OKU ► http://bit.ly/oku-serisi
İZLE ► http://bit.ly/izle-serisi
VLOG ► http://bit.ly/barisozcan-VLOG
~

http://google.com/+BarisOzcan
http://facebook.com/BarisOzcan
http://instagram.com/BarisOzcan
http://www.snapchat.com/add/ozcanbaris
http://BarisOzcan.com/sikca-sorulan-sorular

Dünyanın en çok animasyonu yapılan karakteri

👍 Beğeni: 18699 👀 İzlenme: 389430 📢 Kanal: Barış Özcan Her Pazar yayınlanan yeni videoları kaçırmamak için ABONE OL ► http://bit.ly/barisozcanyoutube Geçenlerde çok güzel bir animasyon izledim. Güzel kelimesi tam olarak ifade etmiyor aslında. Farklı. Çünkü sadece bilgisayardaki basit karakterler kullanılmış. ASCII tablosundaki karakterler. Yeni Zelanda’lı Simon Jansen tek başına oturmuş bilgisayarının başına ve başlamış […]

2 views
Canlı Covid-19 Güncellemeleri