Hiç Türkiye´ye gelen turistlerin tatillerini ülkemizde nasıl geçirdiklerini merak ettik mi acaba?
Aslında merak etmek gerekli neden biliyor musunuz? Turistler ülkemize yaptıkları seyahatlerde inanılmaz maceralar yaşıyorlar çünkü.
Turistlerin ülkemizde yaşadıkları maceraları, yenilir yutulur cinsten değil inanın, sinema filmi gibi, her macera aklın ve mantığın kabullenmediği maceralar, hepside yeni bir buluş gibi, bu maceraların başrollerinde, aktör olarak hep selam-i ler var.
Turistlerin ilk maceraları uçakta başlıyor, tatile çıkmak için uzun bir bekleyiş sonrası, seyahat yolcuğu günü gelir, turist uçağa biner, uçakta genelde Türk Hava Yollarına ait olur, haliyle uçak firması Türk olunca içerisinde klasik tiplemelerden olan Selam-i de vardır.
Selam-i kardeşimiz, birde uçakta turistlerin yanında oturuyorsa eğer, vay haline o turistlerin.
Selam-i’lerin gözünde turistler çok farklı insanlardır, onlarla konuşmak bir ayrıcalıktır, tarzanca İngilizcesi ile konuşmaya çalışır, “Hello My Name İs Selam-i”, koltuklarına yaslanmış olan turistler, döner gülümseyerek selama karşılık verir, Hello.
My Name İs Selam-i heyecanlanır, verilen cevabı anladı, merhaba demek, biliyor hello´nun anlamını, yanındaki arkadaşına dönerek, merhaba dediler oğlum.
İngilizce bildiğini sanıyor ya, yanındaki arkadaşına hava atmak için susmaz, bak ne kadar güzel İngilizce biliyorum dercesine.
Soru sormaya devam eder, “Where Are You From” İngilizce biliyor edası ile kasılır, arkadaşı selam-inin bu başarısına, vay oğlum sen çok iyi İngilizce konuşuyorsun, arkadaşının bu sözü söylemesi ile Selam-i coşar.
Soruların önü, arkası kesilmez, Selam-i “Where You Are Going” turistler çok sıkılsa da, bunu belli etmemek ve karşı tarafı kırmamak için, gülümseyerek sorulara zoraki cevaplar verir.
Selam-i hızını alamamış son sürat devam eder sorulara, soru yağmurunu kesmez, ta ki koltuklarına yaslanmış, istirahat etmek ve kitaplarını okumak isteyen turistlerden “Shut Up” kelimesini duyana kadar, o kelimenin ne anlama gelmediğini bilmez, ama değişen yüz ifadesi her şeyi anlatır.
Maceranın ikinci bölümünde taksici Selam-iler vardır, uçaktan iner inmez, turistler taksicilerin arbedesine uğrar, taksicilerin biri diğer taraftan, diğeri öbür taraftan çekiştirir turistleri, Hello sesleri dört bir taraftan gelir, şaşkınlık içinde durumu seyretmekle yetinir turistler, taksicinin biri turistlerin kolundan tutarak taksisine bindirir zorla.
Turistler uçak yolcuğunda duymaya yabancı olmadığı soruları, taksici Selam-i den de işitirler, “Hello My Name İs Selam-i” turistler tekrar soru yağmuruna yakalanır, şaşkınlık içinde birbirinin gözlerine bakar, neler oluyor dercesine.
Maceranın üçüncü bölümü Restoranda devam eder, turistleri gören sansar garson Selam-i kardeşimiz, turistlerin koluna girer, turistleri sanki on yıldır tanıyor ya.
Turistler birbirine doğru manalı bir şekilde bakarlar, soru yağmuru geliyor hazır ol dercesine, garson Selam-i sorularını sorar, mönüsünü sayar, kuzu şiş, pirzola vs. Turistler´in kurtuluşu yoktur, restorandan bir şey yemeden ya da içmeden, garson Selam-i bırakır mı onları?
Maceranın dördüncü bölümü, kartpostal satan ve ayakkabı boyayan Selam-i kardeşlerimizle devam eder, kartpostalcı Selam-i kardeşimiz, (1) liralık kart postalı (5) liraya satabilmek için dilenci gibi yalvarmaya başlar, bu yalvarmalardan bir cümle dahi anlamasa da turistler, yüz mimiklerindeki acınacak kişi ifadesinden etkilenerek alırlar, kartpostalları.
Boyacı Selam-i kardeşimizin kartpostalcı kardeşinden aşağı kalmaz ya, turistin güzelim spor ayakkabısını parlatayım derken, beyaz olan spor ayakkabılarını, dönüştürür krem rengine, boyacı Selam-i ayakkabısının renginin değiştiğini görüp kızan turiste horozlanır, üstüne birde turistten zorla (10) lira alır.
Maceranın beşinci bölümü, bar ve kulüpte geçer, barın önündeki izbandut Selam-i kardeşimiz, turistlere ellerini sıvazlayarak, sıcak selamını verir, bu sıcak selam turistlerin bar içerisine girene kadar devam eder sadece.
Turistler sipariş vermeden, içine kola doldurulmuş şampanyalar patlar masa kenarında, üç beş katlı görkemli ışıklı bir meyve konur masaya, tüm bu olanlar, birazdan başına neler geleceğini bilmeyen turistler tarafından şaşkınlıkla izlenir.
Durumdan rahatsız olan turistler kalkmak ister, izbandut Selam-i kardeşimiz “One Munite” diyerek hesabı getirir, meşhurdur “One Munite” kelimesi, tehlike geliyor anlamında, hesap 2.000 USD, rakamı gören turistlerin gözleri yerinden fırlayacak gibi açılır.
Hesaba ve olanlara itiraz etme şansları yoktur, orada biraz önce bir tane izbandut Selam-i vardı yanlarında, şimdi ise beş tane izbandut Selam-i var, turistlerin itirazına turistleri tartaklayarak karşılık verir izmandut Selam-i kardeşlerimiz, çok korkan turistler çaresiz hesabı öderler.
Maceranın altıncı bölümü turistlerin kaldıkları otelde geçer, normal rezervasyon gününü doldurmamalarına rağmen, otel turistleri başka bir otele “send out” yapar, üstelik turistlerden habersiz.
Akşam çok yorgun otele dönen turistler otel lobisinde valizleri ile karşı karşıya gelirler, panikle resepsiyonist Selam-i kardeşimize sorar neden valizlerimiz burada?
Resepsiyonist Selam-i kardeşimiz çok rahat bir şekilde sanki yaptıkları çok normalmiş gibi, siz bugün başka otelde konaklayacaksınız der. Bu duruma itiraz eden turistlere pişkince, sadece söylediği ise “IM SORRY”
Turistler´in yapacağı bir şey yoktur, başka otele gidemezler çünkü rezervasyon gününün tüm ücretini ödemiştirler, tatil bütçeleri sınırlıdır, valizlerini alarak “Send Out” oldukları tüccar oteline giderler mecburen.
Maceranın yedinci bölümü, diskocu Selam-i kardeşimizin yeri. Tüm bu olanlardan bunalan turistler stress atmak için diskoya girerler, birazdan başına geleceklerden habersiz.
Turistler pistte dans ederek eğlenmeye başlar, tabi ki pistte yalnız dolaşan ve sallanan Selam-i kardeşlerimizden habersiz, kadın avcısı Selam-i kardeşlerimiz avını gözüne kestirir, av yanı başında.
Sallana sallana dans eden avcı Selam-i kardeşimiz, turistlerden bayan olana laf atmalara başlar, pistten Selam-inin olduğu alandan kaçıp uzaklaşsa da turist bayan, Selam-i bırakmaz peşini.
Hiç kimseden izin almadan çok normalmiş gibi, turist bayanın masasına oturur, laf atmaları burada da devam eder, bu duruma tepki gösteren, turist bayanın erkek arkadaşları, Selam-iyi masalarından kovarlar.
Kovarlar ama kovduklarına sonrasında bin pişman olurlar, masadan kovulan Selam-i kardeşimiz, yanına bir kaç tane daha Selam-i kardeşlerini alarak, erkek olan turistlere, sen misin beni kovan diyerek, disko pistinin ortasında tekme tokat dayak atarlar.
Galiba, anlatmaya devam etsek sanırım benzer maceraları, bilgisayarın başından saatlerce kalkmamamız gerekir, o kadar çok turist macerası var ki, duydukça turistlerden bu maceraları, tüylerim diken diken oluyor.
Yazdıklarımdan daha kötü olanları da var, burada yazılmayacak olanlar yani, ama ben burada son olarak bizzat gördüğüm ve tanık olduğum bir olayı yazayım.
İstanbul Aksaray da bir restorana zoraki sokulan bir Kanadalı turist, restoranda hesabına itiraz etmiş, hesaba itiraz eden turiste restoran çalışanları tehditler yağdırmış, turistin cebinde ve cüzdanında olan bütün parası alınmış.
Turistin üzerinden çıkan parayı yeterli bulmayınca restoran çalışanları, turiste tokat atmaya başlar, turist kendisini oradan kurtara bilmek için, kalan parayı otelde ödeyeyim size diyor, mekandan bir kaç kişi turistin oteline kadar geliyorlar, parayı almak için.
O gece bende tesadüfen şoförümle birlikte otellerimizi denetlemeye çıkmıştık, turist aracımızı görünce yanımıza koşarak geldi, çok korkmuştu, yardım edin lütfen diyerek yardım istedi bizden.
Panikle anlatmaya başladı hemen olayı, beni takip ediyorlar taksinin içindekiler kötü şeyler yapacaklar bana, tüm paralarımı aldılar, daha çok para istiyorlar dedi.
Turistin bizimle konuştuğunu gören, taksideki kişiler hızla oradan uzaklaştılar.
Turisti öncelikle sakinleştirdim, korkmayın gittiler diye, turistin sakinleşmesi ve o korkuyu üzerinden atması bir saat sürdü.
Kendisini bizim otellerden birinin lobisine oturtup, kendisine su kahve söyledik, turistin normale döndüğünü gördükten sonrada turistten yaşadığı olaydan dolayı özür diledim, özür dilediğimi duyan turist, şaşkınlıkla gözlerimin içine baktı, siz neden özür diliyorsunuz ki, benden dedi.
Bende turizmciyim, yaşadığın olaylardan, size bu durumu yaşatanlar kadar bizlerde sorumluyuz, bu olanlara bizler, yani turizmciler engel olmak için elimizden geleni yapmalıydık, suçu yapanlar kadar bizlerde suçluyuz dedim.
Turist ile bir süre daha konuştuktan sonra, turisti aracımıza bindirdik ve oteline bıraktık, belki o gün yüzlerce teşekkür duydum o turistten, keşke bunları hiç yaşanmasa idi ve ben o teşekkürleri hiç işitmeseydim, hayatımda aldığım en kötü teşekkür bu.
Olayları belki biraz esprili yazmaya çalıştım bilinçli olarak, aslında burada vurgulamak isteğim, acınacak halimize gülüyoruz teması.
Ülkemizi ziyaret etmek için aylar öncesinden program yaparak, ülkemizde bin bir tatil hayalleri ile yanıp tutuşan turistleri, bizler ülkemizden, kazıklayarak ve dayak atarak geri gönderiyoruz ülkelerine.
Şöyle bir şey gerekli kendimize, sektörde dev yatırım projeleri yapmak yerine, ülkemizdeki, küçük görünen ama gerçekte çok büyük sorunlar oluşturan bu konulara, çözüm için projeler mi üretmeliyiz?
Küçük olarak görünen bu sorunların, bizlere binlerce turist kaybettirdiğinin ne kadar farkına varıyoruz veya ne kadar bu sorunları, hem devlet olarak ya da turizmci olarak ciddiye alıyoruz.
Recep Arısoy
Turizm Yazarı